Dua ile

İmam Binali Yıldırım için dua etmiş, cemaate “âmin” dedirtmiş.

AKP’ye oy veregeldiğini bildiğim birkaç kişiyle sohbet ettim. Lafı mevzua getirdim, mevzuu nasıl anladıklarını, nasıl meşrulaştırdıklarını anlamaya çalıştım.

İmamın tutumunu meşrulaştırmak için fazla çabaya, cambazlığa ihtiyaçları yok gibi görünüyordu. Camiye gidenler zaten onlardı. Duaya inananlar da zaten onlardı. Yıldırım’ın kazanmasını istediklerine göre… Camiye gitmeyenlere ne oluyordu?

AKP, özellikle de Erdoğan, kendilerini İslam ile özdeşleştirmek için lazım geleni yaptılar. Ancak bu tür işler, adamın çıkıp “ben şununla özdeşim” demesiyle olmaz, karşısındakilerin “sen şununla özdeşsin” demesiyle olur. Siz “ben kralım” deseniz kimse umursamaz, ısrar ederseniz münasip bir koğuşa kapatırlar. Ama size “o kraldır” derlerse, kral olursunuz.

Olacağı buydu yani.

Ben kendi işimi yapmaya devam edeyim.

Olup bitenleri mümkün kılan yaygın kavram haritasının iki defosu, bu misalde apaçık görünüyor. Birincisi, yukarıda ima ettiğim gibi, özneleri varsayılan özleriyle tarif etme manasızlığı. Hâlbuki öznelerin pozisyonu konsensüsle belirlenir. Ve ikincisi “ya o, ya bu” mantığı. “Müslümansan şunu yapamazsın”lara eşlik eden “şuradaysan Müslüman olamazsın”lar mesela…

Eh, özcülük de, “ya o, ya bu” mantığı da, bilhassa bizim neslimizde ve daha öncekilerde neredeyse genetik bir kod. Hangi taraftan olursa olsun, herkesin paylaştığı unsurlar bunlar. Daha sonraki nesillerde ciddi ölçüde gerilediğini düşünüyorum/zannediyorum.

***

Âlemde hiçbir vakit son durak yok. Şimdi de bir ara duraktayız.

Sohbetlerde biraz daha yol aldığımızda şuraya varıyoruz: AKP’ye oy vermeyecek olanlar zaten camiye gitmesin, camide ne işleri var? Özcülüğün ve “ya o, ya bu” mantığının kaçınılmaz neticelerinden biri olarak varıyoruz buraya —herhalde açıklamak gerekmiyor. Ne olmuş oluyor? Olup bitenleri içlerine sindiremeyecek olanlar dışarıda kalıyor. İslam daralıyor.

Eh, teoriye o kadar da ihtiyaç yok, zaten giderek artan sayıda gözlem, İslam’ı muzaffer kılma iddiasıyla sahne alanların İslam’ı daraltıyor olduğunu gösteriyor. Cumhuriyet değerlerini muzaffer kılma iddiasıyla memlekete vaziyet edenlerin Cumhuriyetin alanını, sosyalizmi muzaffer kılma iddiasıyla sahne alanların sosyalizmi daraltması gibi… Yeni bir şey yok.

İslam’ı muzaffer kılma iddiasıyla sahne alanların elbette İslam’ı muzaffer kılma gibi bir derdi yok. Onlar dünyalıklarını, hem maddi hem manevi —itibar manasında— doğrultma peşindeler. Şimdi Yıldırım’ın boşalttığı koltuğa kendileri otururlarsa mesela… Tadından yenmez. İslam da neymiş? İslam açısından bakarsak yani, problem onu istismar ederek makam ve para kazanma derdinde olanlardan kaynaklanmıyor, İslam’ın istismarına destek olan, kayıtsız kalan Müslümanlardan kaynaklanıyor. Cumhuriyetin derdi de öyleydi.

İçinde olduğumuz otobüs bu ara duraktan kalktığında, durakta indirilmiş olanlar, yanlarında İslam bagajını da alıp inmiş olacaklar yani. Hesabınızı ona göre yapın.