Almanya’dan Neyimiz Eksik

Beşiktaş’ın ipini çektikten sonra, o işi o kadar kısa sürede, müthiş bir performansla gerçekleştirmenin mükâfatı olarak herhalde, TFF’nin başına getirilen zat, “Almanya’dan eksiğimiz yok” buyurmuş, dünkü Euro 24 oylaması öncesinde… Sahi Almanya’dan neyimiz eksik?

Futbol olabilir mi mesela? “Futbolumuz eksik” diyebilir miyiz? Almanya’nın tanıtım filmi, Philipp Lahm’ın Uwe Seeler’e bir sanal gerçeklik gözlüğü vermesiyle başlıyor. Neden Lahm? Zannımca, Almanya’nın son kaptanı olduğu için. Neden Seeler? Zannımca dört dünya kupasında boy göstermiş, her birinde en az iki gol atmış, dünya kupalarında en çok süre alanlardan biri olmuş, ve saire, ve saire özellikleri yüzünden… Ama esas vurgulanan şu olmuş ki, “biz hep buradaydık” denmiş olmuş. Nesilden nesle…

Sen ne koymuşsun karşısına? Erdoğan’ın sevgili oyuncağı, içinde bir boşluk hissi doğduğunda, o his her ne sebeple doğmuş olursa olsun —mesela uzun süredir yeterince Kürt öldürememiş olmaktan veya Taksim’e keyfince tecavüz etmesine gençler mani olduklarından veya ejder meyveli smoothie eksikliğinden veya bilmem kaç aydır yeni bir uçak edinememiş, yeni bir saray yaptıramamış olmaktan, artık her ne sebeple doğmuş olursa olsun— her boşluğu doldurmak için müracaat edilen yeni havalimanını koymuşsun. Seeler-Lahm ikilisinin temsil ettiği şeyi dengelememiş pek. Mevzu futbol çünkü, inşaat-taahhüt turnuvası yapılmıyor.

Nusret’in orada olması, zannımca, Ömer Üründül efekti. “Ne alakası var” demeyin, Üründül’ün oradan buradan futbol yorumcusu gibi çıkabilmesi, normal şartlarda ücret alınarak yapılan bir işi bilabedel, muhtemelen kendisini tercih etmeleri mukabili karar vericileri “ücretlendirerek” yapıyor olması sayesinde gibi ya… Nusret de, öyle görünüyor ki, “araya beni de sıkıştırın, prodüksiyonun maliyetini ben karşılayayım” demiş gibi… Yoksa ne işi var orada —esasında, olduğu her yer için aynı soruyu sormak mümkün herhalde.

Bizim sunum filmimizde de futbol var ama… Mevzudan tamamen kopmuş değiliz yani. Saha içi görüntüleri var. Öyle gözüme ilişenler, Drogba, Talisca, Skrtel filan… Bir de Burak ve Ozan var. Burak Seeler’in, Ozan Lahm’ın yerini tutuyor herhalde. Eh, kararı siz verecek olsaydınız… Burak’tan Ozan’a bir gelenek mi, Seeler’den Lahm’a olanı mı?

Görünüşe göre, Almanya’dan eksiğimiz futbol olabilir.

“Canım o kadar kusur kadı kızında da olur” denecek bir eksik sayılmaz herhalde, mevzu futbol ne de olsa… Ama hadi geçelim. Başka neyimiz eksik?

***

Seyirci olabilir mi mesela? Tanıtım filmimizde, sahanın “içinde” gösterecek çok şeyimiz olmadığından, bol bol tribün görüntüleri var. Ama Akhisar mesela, on gün kadar önce, tarihinin ilk Avrupa maçına çıktı. Tribünlerin üçte ikisi boştu —5500 kadar seyirciye oynandı maç. “Canım Akhisar dediğin kaç kişilik yer” diyecek olursanız… Üç gün sonra Galatasaray’la oynadı aynı Akhisar, bayağı doluydu tribünler. “Onlar İzmir’den gelen Galatasaraylılar” filan denebilir, uzatmayacağım. Almanya, Avrupa’da en dolu tribünlere oynanan ülke. Türkiye’de ise futbol —Almanya, İngiltere, İspanya ile kıyaslamayı geçtim— kendisine benzer ülkeler arasında bile en boş tribünlere oynanıyor. “Biz U21 Dünya Kupası organize ettik” deniyor tanıtım filminde ya, bilenler biliyor, utanılacak tribünler önünde oynandı maçlar. Utanmaktan nasipleri olmadığı için hatırlatabiliyorlar, yoksa… Hani azıcık insani vasıfları olsa, halının altına süpürüp, herkesin unutmasını dilemeleri gerekirdi.

Durmadan stat yapılıyor ve fakat tribünler boş. Malumunuz bu AKP denen şey, inşaat yapmayı biliyor. Başınız mı ağrıyor, inşaat, dişiniz mi çürümüş, inşaat. Kürt meselesi de inşaatla çözülsün istiyor, ekonomi de, uluslararası ilişkiler de, futbola dair problemler de… Çözülmüyorsa? Herhangi biri çözülmüyorsa? AKP’yi, Türkleri, Müslümanları sevmediklerinden… Bize komplo kurduklarından… Hâlbuki öyle olmuyor o işler, seyirciyi tribünlere getirmek için türlü çeşitli şeyler yapmak lazım.

Görünüşe göre, Almanya’dan bir başka eksiğimiz seyirci olabilir.

Bu da “canım o kadar kusur kadı kızında da olur” denecek bir eksik sayılmaz herhalde, mevzu seyir ne de olsa… Ama hadi bunu da geçelim. Başka neyimiz eksik?

***

Slogan mesela? Daha ilk ilan edildiğinden bu yana tüylerimi diken diken ediyor, “Birlikte Paylaşalım”. Yalnız nasıl paylaşılır. Fiilde eşteşlik belirten “ş” sesi var yahu… “Paylaşalım” desen bitiyor yani. (Laf aramızda, oylamanın nihayet yapılmış olmasına en çok bu yüzden seviniyorum, bu manasız slogan herhalde ortalardan kalkacak, maçların öncesinde gözümüze sokulmayacaktır.)

Logo mesela?

Tanıtım filmi mesela?

Projeye toplumsal destek, toplumda heyecan mesela?

“Bizim oğlanlar yapıversin, yapılanı bir de ben göreyim, bakayım yeni havalimanını vurgulamış mısınız” denince… Bu kadar oluyor.

Almanya’dan neyimiz eksikmiş. Ulan federasyon başkanımız eksik, daha ne olsun!

Genel kategorisine gönderildi