Ayna Olarak Futbol

2009’un Eylül’ünde Akşam’da şöyle yazmışım:

“Adaylık tayini Eskişehir’e çıktığında, muhtemelen daha dengini toplamadan, Sayın Unakıtan Eskişehirspor’un Eskişehir için çok mühim olduğunu işitmiş olmalı. Kampanyasının esas malzemesi Es-Es idi. İki sezon sonra Eskişehirspor İnönü’de Boluspor’u yenip Süperlig’e çıktı. Katkısı meçhul olsa da, Bakan performansın kendisinden bilinmesi için lazım geleni yaptı. Boluspor taraftarı Bakanın hakkını teslim etti. Onun bulunduğu locaya dönüp ‘siyaset dışarı’ diye bağırdı. O sloganlar Birçok Eskişehirsporlunun içini acıttı. Unakıtan ‘daha ne istiyorsunuz ulan, takım Süperlige çıktı işte’ demiş midir içinden, bilmiyorum. Bana öyle geliyor ki, neyi kusurlu yaptığını asla anlamadı.

“Babasından daha müthiş hizmetlerine hazırlıklı olmamız gerektiği anlaşılan veliaht Gökçek, artık Ankaragücü başkanı. Elinde babasının kendisi için yapmış olduğu Ankaraspor varken, ne iş? Değer miydi ‘verdiğimiz rahatsızlık sebebiyle özür dileriz’ demeyi gerektirecek böyle bir operasyona? Ne yapacaksan Ankaraspor’la yap, öyle değil mi?

“Değil. Melih Gökçek, gönlünden her geçene gücünün yetmeyebileceğini Ankaraspor tecrübesiyle gördü. Bir kulüp kurup, Belediyenin imkânlarını arkasına yığıp, futbol açısından —o müthiş akıllarınızdan beklenmeyecek kadar— doğru işler yapabilirsiniz. Ama kurduğunuz kulüp, Beşiktaş’tan sonra memleketin en kötü yönetilen kulübü Ankaragücü kadar bile olamaz işte. Neden?

“Ankaragücü bir müessese. Sayın Unakıtan anlayamadıysa da Melih Gökçek ister istemez öğrendi ki, müessese başka türlü bir şey. Ankaragücü’nde yüz yıldır bir yığın insanın emeği, acısı, sevinci birikmiş. Müessese dediğiniz şey zaten, insanlara dair ne varsa onları nesiller boyu biriktirerek müessese oluyor. Müesseseler de müessesede birikmiş olana zarar verecek tasarrufları içine sindiremiyor, şampiyonluk getirecek bile olsa.

“Aslında sadece Ankaragücü değil, mesela Ankara da bir müessese. Ama Ankara, Ankaraspor gibi her hafta tartıya çıkmıyor. Sonra Ankara’yı neyle tartacağımız da muğlâk. Dolayısıyla Melih Gökçek Ankara’da esip gürlemeyi sürdürebiliyor. Futbolu bu yüzden seviyorum işte. Ankara felaketini afra tafrayla memlekete kazıklayabilseniz bile, Ankaraspor bahse konu olduğunda ne idiğünüzü saklayamıyorsunuz.

“Ankarasporvari on sekiz takımın mücadele ettiği bir lig tasavvur edin. Memleketin mevcut siyasetinin hali hakkında da oradan pay biçin.

“Ligin en eski takımı Cumhuriyetspor 12 Eylülü müteakip ligden atılmış. Futbol hastası bir mirasyedi, konjonktür denk geldiğinde kurduğu kulübüne yine aynı adı vermiş ama işine gelmeyen hiçbir Cumhuriyetsporluyu takımında barındırmıyor. Kulübün havası yok. Ezeli rakip Demokratspor zaten küme düşmüş, ligde yok. Milliyetspor desen, Gençlerbirliği veya Gaziantepspor gibi, gelecek vaadeden her topçusunu hemen elden çıkaragelmiş. İddiası hiç olmamış. Hevesli bir Belediye Başkanının kurduğu Ankaraspor taklidi Akepespor iki sezondur şampiyon oluyor. Ama anlamıyorlar, şampiyonlukları neden mesela Fenerbahçe’ninkiler gibi şaşaalı olmuyor.

“Ligde iş yok, ligde.”

***

Futbolu sever misiniz, bilmem. Sevmiyorsanız da “sevin” diye tavsiyede bulunamam. Ama bence, sevmeseniz bile önemini ihmal etmeyin.

Genel kategorisine gönderildi