Sıcağı Sıcağına

Telefonla konuştuğum bir AKP bürokratı arkadaşıma söylediğimi söyleyeyim: Diyelim Norveç’te bir Anayasa değişikliği için referandum yapıldığını, 51-49 Evet çıktığını öğrendiniz. Ne düşünürsünüz? Ben, “Norveçlilerin işi zor” diye düşünürüm. Haftalar önce söyledim, Anayasa değişiklikleri bu kadar dar marjlarla kabul edildiğinde sıkıntı vardır.

Bürokrat arkadaşım dedi ki, “e, bundan önceki de buna benzer bir neticeyle geçmişti.” “Tam da bunu söylüyorum” dedim, “bu değişikliğe neden ihtiyaç duydunuz, o referandumun yol açtığı fiili durum yönetilemez olduğundan, şimdi de benzer bir yönetilemezlik ortaya çıkacak, daha doğrusu yönetilemezlik büyüyecek.”

Buradan sonrası zor, uzun süredir söylüyorum. Herkes için zor. Türkiye için çok zor.

Buradan sonrakileri, Türkiye’nin ayakta kalabileceği varsayımıyla yazıyorum —ve referandumun 51-49 neticelendiği, şu mühürsüz oy pusulaları filan gibi şeylerin ima ettiği türden tezgâhlarla neticeye anlamlı seviyede etki edilmediği varsayımlarıyla…

Herkes için zor ama…

Bahçeli için zordan öte, artık imkânsız. Bahçeli’yi hâlâ umursayan varsa diye söylüyorum. Benim açımdan zaten umursanacak biri değildi, müstahak olduğunu buldu.

Başka? Erdoğan için çok zor.

Demokrasi tarihinin gördüğü muhtemelen en asimetrik kampanya süreci neticesinde, bölgedeki Kürtlerin muhtelif sebeplerle sandığa gidiş oranları düşmüş/düşürülmüşken, AKP-MHP blokunun 12 puan oy kaybetmesi başlı başına bir hadise. Ama asıl mühimi, AKP’yi AKP yapan rant dağıtım merkezlerinin, İstanbul ve Ankara’nın kaybedilmesi, bence, kaybedilen 12 puandan da büyük bir hadise. Derdimi şöyle anlatayım: Aynı netice, Kürt bölgesinde 1 Kasım oranlarının alınması, buna mukabil İstanbul ve Ankara’nın kıl payı farkla da olsa Evet demesiyle de elde edilebilirdi. O durumda AKP cenahı için tehdit bu kadar büyük olmazdı. Şimdi çok büyük…

Rakamlar netleşince daha teferruatlı analizler yaparız. Ama şimdilik şunu eklemekle yetineyim: Üç ay önce, Anayasa değişikliğinin referanduma gitme ihtimalinden konuşulurken, Türkiye’de neredeyse kimsenin bu kadar dar bir marj beklentisi yoktu. Aradan geçen kısa süre içinde kat edilen mesafe olağanüstü.

Ve ayaklarımızın altında şimdi, üzerine sağlam bir siyasi muhalefet inşa edilebilecek bir zemin var. 16 Nisan’ın kaybedeni açık seçik Erdoğan’dır. Bunun farkındadır. Acısını milletten çıkarmaya kalkar mı? Kalkar. Ama bundan sonra artık hiçbir doktor Erdoğan’a rapor yazmaz.

Genel kategorisine gönderildi