Derinde Neler Oluyor?

Seçimden önce, daha doğrusu 7 Haziran’dan sonra iki tahminde bulunmuştum: (a) AKP-CHP oyları toplamı düşecek, MHP-HDP oyları toplamı yükselecek, (b) 1 Kasım’da seçime katılım oranı düşecek. İkisinde de yanıldım.

İkisinde de yanıldığımı, 1 Kasım’a yirmi gün kadar kala teslim ettim. “Yazayım” diye geçti içimden ama telaştan fırsat bulamadım. Tahminlerimi neye yaslandırdığımı az çok yazmıştım. Neden yanıldığım konusunda da az çok fikrim var. Ama derdim yanılgılarımı açıklamak değil. Orta vadeli tahminlerimde yanıldığımı hatırlatıyorum ki, başka bir orta vadeli tahminime ne kadar itibar edeceğinize siz karar verin. Demiştim ki, 2016 sonuna kalmadan, siyaset sahnesinden birçok aktör emekli olacak.

Bence şimdiden Gül ve Arınç başta olmak üzere birçok siyasi aktör tasfiye oldu. Bahçeli ve Kılıçdaroğlu sallantıda. Eğer kendilerini kurtaracaklarsa, muhtemelen, düşmekte olan balonlarının küpeştesinden, yanlarındaki birçok ismi atarak kurtaracaklar. HDP’de ise Demirtaş-Yüksekdağ ikilisinden birinin suyu yakında ısınacak diye tahmin ediyorum.

Dünyanın hali, yeni nesil kurumlar/kavramlar gerektiriyor. Ama bizim bu ihtiyaca vereceğimiz kısa vadeli cevap, siyasette yeni nesil aktörler imal etmek olacak gibi görünüyor. Belki yeni nesil kurumları/kavramları onlar imal ederler.

***

Sözünü ettiğim sürecin kısa vadede en tayin edici muharebesi CHP’de gerçekleşecek. CHP muharebesinin muhtevası ve neticesi, Türkiye siyasetinin kısa vadede alacağı biçimi tayin edecek. Eğer statüko kazanırsa, yani Kılıçdaroğlu kazanırsa veya CHP Kılıçdaroğlu’nu statükoyu korumak için kurban verirse (yani Kılıçdaroğlu’nun gidişi statükoyu korumak için elzem hale geldiği için Kılıçdaroğlu giderse), başka bir senaryo yaşayacağız. Statüko kaybederse, deprem dalgaları, şimdi akla bile gelmeyecek yerleri vuracak. Muhtemelen bu meclisin yaptığı Anayasa, şimdi hayal bile edemeyeceğimiz bir Anayasa olacak mesela.

Kabukta her şey sakin görünüyor. Ama derinde çok tuhaf şeyler oluyor.

Toplumda, özellikle de otuz yaş altında olanlarda çok fazla enerji birikti. 1983 rejimi sayesinde sosyolojiyle arasına kalın bir hava yastığı konmuş, bu sayede toplumsal olandan bağımsız olarak kendi sanal âlemini kurup işletmiş olan siyaset, mevcut bağımsızlığını korumak için toplumu apolitikleştirmeyi tercih edebilirdi. 1 Kasım’da zafer kazananların menfaati buradaydı. Ama aksini yapıyor, birikmiş enerjiyi büyütecek işler yapıyorlar. Bu Osmanlı Ocakları filan gibi icatlar (başka birçok şeyin yanı sıra), onları icat edenlerin manevra alanlarını olağanüstü kısıtlayacak şeyler.

Buradan ne çıkar bilemiyorum ama statükonun sürdürülmesinin her gün hızla zorlaşıyor olduğunu biliyorum.

Genel kategorisine gönderildi