Bizi Vurdular

NTV’de bir güvenlik uzmanı aklı başında bir edayla aklı başında tahliller yaparken, “geçen hafta demiştim, sınır ihlalleriyle, radar kilitlemelerle, sınır güvenliğimizi koruma kabiliyetimizi test etmişlerdi, bugün de devletimizi, siyasetimizi, milletimizi test ettiler” mealinde bir laf etti.

Genel olarak dediklerine katılsam da, bu test etme fikrine katılmadım. Payitahtın ta göbeğinde yapılan iş, olsa olsa, meydan okuma olarak tavsif edilebilir. Bizi test filan etmediler, açıkça dediler ki “sizin hükümetiniz de, devletiniz de yok”. Haklılar mı? Elcevap: Haklılar.

***

Tanıdığım bir yığın kişi var ki, yukarıda söylediklerimi okusalar, “vay sen bizim devletimize nasıl böyle dersin” filan diye kükrerler. Devlet çökmüş beis yok, ama söylerseniz, olmaz.

Neyse… İsteyen istediği kadar kükresin, ortada devlet yok. Çoktandır yoktu zaten. 17/25’te göğsünü sana siper etti diye, başka hiçbir meziyet aramadan, alay eder gibi, âlemin gözünün içine baka baka tarafsız kontenjanından İçişleri Bakanı atadıktan sonra, hâlâ devlet olsa şaşırtıcı olmaz mı? Elini attığı her işi ağzına yüzüne bulaştırmış Fidan hâlâ MİT’in başında otururken mesela…

Reisin tayfası, bunlar söylendiğinde, eğer kulak misafiri olan kimse olmadığından emin iseler, listeye bir yığın isim ekleyebiliyorlar. Ama siz söylediğinizde, çocuğunu kollayan anne şefkatiyle, her türlü rezilliği örtbas etmeyi hiç ıskalamıyorlar. Şefkat, aile filan uymadı. Çetedaşlarını kollamakta hiç ihmalleri olmuyor. Devlete laf edince size dişlerini gösteriyorlar ama devleti bir çeteye dönüştürmekte hiç beis görmüyorlar.

Eh bu da bir akıl.

***

Reisin işi bitti. Artık sadece bir korkuluk olarak, Türkiye’nin Esed’i olmak şartıyla mevcudiyetini sürdürmesine izin var. Reis öyle olunca, tayfasının zaten hiç hükmü yok. (Kendilerinin hiçbir düzende hükümleri olmadığını biliyor olduklarından zaten, Reis’e laf kondurmuyorlar.) Onları konuşmaya değmez artık.

Hükümetimiz yok, devletimiz yok.

Hükümet kurarız, kolay. Devlet? Eh, Hükümet kurmak kadar kolay değil ama oncasını kurmuş, yıkmışız. Devlet de yıkar kurarız lazımsa.

Ama…

Uluç Ali, İnebahtı kıyametinden kurtarabildikleriyle İstanbul’a ulaştığında, Sokollu ile kafa kafaya verip yeni bir donanmanın derhal inşa edilmesinde anlaşırlar. Rivayete göre, “donanma kolay” diye mutabık kalırlar, “ama kaybedilen levendlerin yerine yenisini nasıl koyacağız?” Koyamazlar zaten. Bu yüzden, ertesi bahar, kışladığı limanda karşıladıkları Kutsal İttifak donanmasıyla savaşa tutuşmazlar. Anlaşmaya zorlar ve çekilirler.

Lazımsa devlet kurarız da… Sokollu’dan mülhem sorayım: Milleti nereden bulacağız? Ankara’nın göbeğinde hepimize meydan okunurken kabahat ve mazeret yarıştıran bu kalabalıktan bir millet yapılabilir mi sahiden?

Yalçın Akdoğanlardan, Demirtaşlardan, Bahçelilerden, Başbakanlık koltuğunu işgal eden zat-ı muhteremden filan söz etmiyorum. Bizden söz ediyorum. Bizden…

Ne tuhaf bir zamir oldu şimdi bu? Biz diye bir şey mi var? Bir acıyı bile paylaşamayan abuk sabuk bir kalabalık…

***

Ağızlarını doldura doldura “Cumhuriyet bir ulus yaratma projesidir” ezberini tekrarlayıp duranlara, “iyi ya, o vakit başarısız olmuş, çünkü ortada ortak heyecanları, sevinçleri, korkuları, acıları olan bir özne yok” derken biz, kendileri için üzüntü duyduklarımız işte şimdi hepimize esip gürleyen bu ahlaksızlardı. “Cumhuriyet bir ulus yaratma projesidir ve sizin o arkaladıklarınız başlarını açar, Cuma kılmaktan vazgeçerlerse ulusa dâhil olacaklar, aksi halde biz kendi kendimize ulusuz” diyenlere, “onların kendileri olarak hissedar olmadığı proje, proje değil” diyorduk.

O vakit kenarda, kendileri için dövüşenleri seyredenler, şimdi arsızca “millet biziz” diyorlar ya… Aha budala ahlaksızlar milleti olarak alın devletinizi. Ne edeceksiniz görelim.

***

Bugün Ankara’da bir test yapılmadı. Yıllardır hazırlığı yapılan oyunun startı verildi. Oyunda Erdoğan’a biçilen rol, Türkiye’nin Esed’i olmak. Olanca budalalığı, ahlaksızlığı, adiliği, perişanlığı sayesinde gazetemsi şeylerde köşe yazmak, kanalımsı şeylerde ahkâm kesmek, kırmızı plakalara, maroken koltuklara sahip olmak imtiyazını elde etmiş olanlar, “biz milletiz” diye diye, velinimetlerinin iktidarı için memleketi ateşte tutma vazifesini üstlenecekler. Diğerleri de, modası geçmiş ezberlerini daha yüksek sesle söyleme konforunu tadacaklar.

Bugün olan test değildi. Yıllardır ezberletildiğimiz teksti, tarihin kameraları karşısında okumaya başladık bugün. Ankara’nın göbeğinde iki patlama oldu. Hepimizi imha etmeye yönelik iki patlama… Ve biz, her birimiz, herhangi bir malumat sahibi olmadığımız konuda, kendi olağan şüphelilerimize sövüp saymaya başlayarak girdik sahneye. (Bu arada CNN International da kendi olağan şüphelisini, IŞİD’i yerleştirdi hedefe mesela.)

Bu filmin gidişatı belli. Filmin gidişatını değiştirme ihtimali olan, benim görebildiğim, biricik aktör var: Türkiye’nin Kürtleri. Değiştirmek isterler mi? Zannetmem. İsteseler güçleri yeter mi? O da şüpheli. Dolayısıyla, Suriye’de sahnelenen oyunun Türkiye versiyonuna hazır olun.

Böyle bir şeye nasıl hazır olunursa…

Genel kategorisine gönderildi