Cambaz

Son günlerde şahit olduğumuz mide bulandırıcı işleri midesi bulanmadan işleyebilecek, Türkiye’de, benim bildiğim, bir tek teşkilat var: Gülen çetesi. Ayrıca bu işleri işleyebilecek organizasyon kabiliyetine de sadece onlar sahip diye biliyorum. (Bu kabiliyeti ve vahşiliği sergileyebilecek benim bilmediğim başka özneler de varsa, adı üstünde, bilmiyorum onları. Eh, hepimiz dünyayı bildiklerimizle okumak durumundayız.)

Gülen çetesi bu işlerin tasarımcısı ve/veya taşeronu ise, muradı ne olsa gerek?

Erdoğan’dan kurtulmak olsa, ondan ibaret olsa, yapılan işler ile amaç arasında bariz bir orantısızlık var. Gülen çetesi, bu işlerin hangi orta vadeli neticeleri doğuracağını bilir. Yani mesela Reis ve tayfası, cama konmuş sineğe atılan taşın camı kıracağının hesabını yapamayacak kadar cahil ve budala ama Gülen çetesi –defalarca ispatladılar ki– öyle değiller. Kaldı ki Erdoğan, bütün siyasi hayatının en zayıf günlerini yaşıyor. Basit birkaç fiskeyle işi bitirilebilir.

Ama bitirmiyorlar. Bu işi yapabilecek ve görünürde Erdoğan düşmanı olarak görülen öznelerin hiçbiri yapmıyorlar. (Bu işi yapamayacak ve Erdoğan düşmanı olarak görülen CHP filan gibi özneleri kastetmiyorum. Onlar yapamadıklarından yapmıyorlar.)

Memlekette olup biten onca iğrençliğin faili ister Gülen çetesi olsun isterse yerli malı olmayan başkaları, dertlerinin Erdoğan’la olmadığı, bence aşikâr. Eğer oyun Erdoğan üzerine değilse, hatta Erdoğan –elbette zayıflamış olarak– sahnede kalsın diye çabalanıyor ise… Ve eğer bu işte Gülen çetesi taşeron olarak istihdam edildiyse…

Tuhaf işler oluyor demektir.

Dün dedim, bence olup biten, Kürtlerin Türkiye ile aralarındaki –zaten pamuk ipliği sıkletindeki– bağları imha hareketinden ibaret görünüyor. Hal buysa, Rusya ve İran’ın projesi sahneleniyor demektir. Ve hal buysa Gülen çetesinin sahnede işi ne? Gülen çetesi sahnede bir ABD projesi olarak yer alıyorsa… O vakit ABD ve Rusya –başka hususlarda olmasa bile– bölgede Türkiyesiz bir denklem üzerinde mutabakat sağlamış demektir. Zayıflatılmış, kaderi pamuk ipliğine bağlı bir Erdoğan’ın mevcudiyeti, bölgenin Türkiyesiz yeniden tasarımı işini müthiş kolaylaştırır.

Eh, böyle bakınca parçalar oturuyor. (Parçalar oturuyor olunca işin aslının öyle olduğundan emin olamayız ama ihtimalin zayıf bir ihtimal olmadığını da emniyetle söyleyebiliriz.)

Hal buysa, 1 Kasım seçimlerinden siyasi bir netice beklememek gerekir. Seçimlerin ciddi sosyolojik neticeleri olacak ama siyasi neticeleri olmayacak. Yani, diyelim AKP tek başına iktidar olacak parlamento aritmetiğine sahip olarak çıksa seçimlerden, mesela birkaç hafta içinde bir grup milletvekili istifa edecek veya başka tezgâhlar dönecek… Erdoğan her an devrilebilir ama devrilmemiş bir halde tutulacak. Memleketin siyaseti Erdoğan’ın kaderine endekslenecek. Biz Erdoğan düşecek mi düşmeyecek mi diye heyecan içinde seyrederken…

Anladınız siz onu.

***

Cambazın kaderi kendi elinde değil. Ama bizim kaderimizin cambazın elinde olması isteniyor.

Genel kategorisine gönderildi