Hak

Akşam’dan kovulmadan önce yazdığım sondan ikinci yazı (7 Ağustos 2012) Kürtler başlığını taşıyordu ve bölgede sadece Kürtlerin ve Arapların yeni bir oyun arayışları olduğunu, buna mukabil diğer kesimlerin —kendilerine rağmen kurulmuş ve raf ömrünü çoktan doldurmuş— antika bir bölge düzenini ümitsizce muhafaza etmeye çalıştıklarını iddia ediyordu. 7 Haziran gecesi, HDP’ye oy vermiş veya vermemiş, Kürtlükle, hele de Kürtçülükle hiç alakası olmayan en az iki milyon Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, kendilerini Kürtlere çok borçlu hissettiler.

Türkiye’nin 55 milyona yakın seçmeni var. Bunların en az 22 milyonunun HDP’nin barajı geçmesi yüzünden fevkalade mutsuz olduğunu tahmin edebiliriz. Eh, 22 milyon bir tarafta 5-6 milyon Kürt ile iki milyon Türk öteki tarafta… HDP’nin başarısının ülke genelindeki bilançosu açısından denklem basit görünüyor, öyle değil mi?

Değil.

Çünkü bambaşka, dehşetli bir başka asimetri var: Sevinenler hak ettiklerini aldıkları için veya hak edenler haklarını aldıkları için seviniyorlar. Üzülenler ise birileri haklarını aldı diye üzülüyorlar. (Bu arada Türkiye’nin siyaset mevzuatının bir başka garabetine işaret etmenin tam sırası: 7,5 milyon oy alan MHP ile 6 milyon oy alan HDP, parlamentoda eşit sayıda sandalyeye sahip oldular. Yani Kürtler hak ettiklerinden fazlasını aldılar ama bu hal, yukarıda sözünü ettiğim sevinç ve üzüntünün temel kaynağı değil.)

Genel kategorisine gönderildi